Your future now!
  • English
  • Bosanski
  • Türkçe

Cinsel Bir Bozukluk Olarak Pedofili’nin Nörogelişimsel/Nörolojik Temelleri

TitleCinsel Bir Bozukluk Olarak Pedofili’nin Nörogelişimsel/Nörolojik Temelleri
Publication TypeMagazine Article
Year of Publication2019
AuthorsElen, MAkif
MagazineArel Üniversitesi Psikoloji Dergisi
Volume5
IssueSpring 2019
PublisherT.C. İstanbul Arel Üniversitesi
Place Publishedİstanbul
Type of ArticleMagazine Article
URLhttps://drive.google.com/file/d/1YxjGqY34MJhdAi3ISxZjxHY8OzhGWoC6/view?usp=sharing
Refereed DesignationDoes Not Apply
Full Text

Pedofili, bireyin cinsel uyarılmasının ve tatmininin, çocuklarla ilgili fantaziler ve çocuklara karşı cinsel davranışlar ile sağlanması durumuna verilen isimdir. Daha kesin bir ifadeyle; pedofili, en az 16 yaşında olan bireylerin, kendilerinden en az 5 yaş küçük olan çocuklara karşı cinsel ilgi duyması ve bu doğrultuda cinsel davranışta bulunması şeklinde görülen bir bozukluktur. Bu davranışları uygulayan kişiler “pedofil” olarak adlandırılmakla beraber, ergenliğinin sonlarında olan bireyler de pedofil olabilir. Pedofillerin kimileri sadece erkek çocuklarına, kimileri kız çocuklarına, kimileri her ikisine ve bir kısmı da çocuklara karşı cinsel ilgi duymalarının yanında, genç ve yetişkinlere de ilgi duymaktadır. Buna ek olarak, pedofilinin neden ortaya çıktığına dair farklı perspektiflerden fikirler ortaya atılmıştır. Örneğin, Murray’e (2010) göre çevresel bir faktör örneği olarak, bir çocuğun cinsel tacize uğramasının, onun pedofil olma ihtimalini arttırdığı ve ileride bu kişilerin genellikle tacize uğradıkları yaşlarındaki çocukları tercih etmekte oldukları ileri sürülmektedir. Ayrıca, pedofillerin normal insanlardan daha az zeki olduğu, bilişsel bozukluklara ve beyin anormalliklerine sahip olduğu, duygusal olarak olgunlaşmamış, özgüveni düşük olan ve genellikle aşağılık kompleksine sahip, yalnız bireyler oldukları da ileri sürülmüştür (Hall ve Hall, 2007).

Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı olarak bildiğimiz DSM-5’te pedofili, cinsel sapkınlık (parafili) bozuklukları başlığı altında, fetişizm, teşhircilik, cinsel sadizm ve frottörizm gibi bozukluklarla beraber listelenmiştir. DSM5’e göre, pedofilinin teşhis kriterleri olarak, en az altı ay içerisinde kişinin ergenlik dönemine henüz girmemiş bir çocukla cinsel etkinlikte bulunmaya dair fantazi, dürtü ve davranışlarının tekrarlayıcı bir şekilde ortaya çıkması; bireyin bu cinsel dürtüler doğrultusunda davranması ve diğer insanlarla sorun yaşaması; ve bahsi geçen bireyin en az 16 yaşında olup, mağdurun da en az 5 yaş daha küçük olması gibi kriterler belirlenmiştir (APA, 2013).

Pedofilinin bahsi geçen tanı kriterlerinin, bilişsel, sosyal, kişisel ve gelişimsel sebepler dolayısıyla ayırt edici özelliklerinin olmasının yanında, nörolojik olarak da ayırt edici özellikleri bulunmaktadır. İnsanın tüm davranışlarının, düşüncelerinin, duygularının ve yaşam tarzının beyinde özel olarak bir yer edinmesinin yanında, bu bozukluğa sahip kişilerin de beyinlerinde nörolojik anormallikler ve bunun yanında bilişsel bozukluklar bulunmaktadır.

Pedofili yaygınca bilinen bir bozukluk olmasına rağmen, pedofillerin beyin yapıları üzerinde yapılan araştırmalar sınırlı sayıdadır. Bu araştırmalara göre, pedofilinin nörolojik olarak tek yönlü bir bozukluk değil de çok yönlü bir bozukluk olduğu, yani birçok farklı sebepten dolayı meydana geldiği ileri sürülmüştür. Genel olarak pedofil bireylerde, beyindeki nöronların hücre gövdelerinin bulunduğu ve kas kontrolü, duygular, kendini kontrol etme ve karar verme gibi duyularımıza ait algılardan sorumlu bölgeleri kapsayan gri maddenin azalması görülmektedir. Örnek olarak, pedofiliye çok düşkün olmayan bireylerde, beynin duygulardan sorumlu bölgesi olan ve aynı zamanda cinsel uyarılmanın duygusal boyutundan sorumlu amigdalanın sağ bölgesinde gri madde azalması görülürken, pedofiliye aşırı düşkün olan bireylerde, fizyolojik deneyimlerin duygusal olarak yorumlanmasından sorumlu olan sol insüler bölgelerinde ve davranışların inhibisyonu, cinsel uyarılma, planlama ve soyut düşünme gibi özelliklerden sorumlu dorsolateral prefrontal kortekslerinde gri maddenin azaldığı görülmüştür (Poeppl ve ark., 2013).

Gri madde azlığına ek olarak, pedofillerin bazı beyin bölgelerinde aktivite azalması da görülmektedir ki bu aktivite azalması, meydana geldiği bölgenin işlevinde düşüş olduğu anlamına gelebilmektedir. Örnek olarak, Walter ve arkadaşlarının (2007) yapmış olduğu çalışmaya göre, pedofillerin cinsel uyarılma, davranış inhibisyonu gibi özelliklerden sorumlu beyin bölgesi olan dorsolateral prefrontal kortekslerinde aktivite azlığı olması, cinsel uyarılmalarının kontrol altına alınmasında bir anormallik olduğunu göstermektedir.

Pedofilide bu gibi beyin anormalliklerinin ortaya çıkma zamanının doğuştan geldiğini ve kalıtsal olduğunu ileri süren çalışmalar bulunmaktadır. Pedofilinin ailesel aktarımının diğer parafililere göre daha fazla olduğu, pedofilinin kalıtsal bir bileşeninin olduğu ve bu genetik bileşene çevresel faktörlerlerin de etkisinin olduğu önceki çalışmalarda belirtilmiştir (Alanko ve ark., 2013). Bu anormalliklerin ortaya çıkması, doğuştan gelebildiği gibi, sonradan da ortaya çıkabilmektedir. Pedofilinin sonradan ortaya çıktığını ortaya koyan çalışmalar arasında, kötü aile ortamı gibi çevresel faktörlerin etkisi ve beyin hasarı gibi noktalara değinilmektedir. Pedofillerin, çocukluklarında cinsel istismara maruz kaldıklarını daha sık ifade ettiklerini ve buna eşlik eden ebeveyn ihmalini çevresel faktörler olarak sayabiliriz. Pedofilinin sonradan ortaya çıkmasıyla ilgili olarak da, beynin frontal ve temporal loblarına alınan hasarların, hiperseksüaliteye, cinsel isteğin artmasına ve cinsel tercihlerin değişmesine yol açtığı söylenebilir. Örneğin, bu konuda yapılan vaka çalışmaları arasında, beynin frontal ve temporal lobuna alınan hasarın, çocuklara karşı o zamana kadar bastırılmakta olan yoğun cinsel ilgi ve isteği ortaya çıkardığı örneklendirilmiştir (Alnemari, 2016).

Pedofili, cinsel istismarı uygulayan kişinin tedavi olması gerektiği ve bu istismar dolayısıyla çocuklar üzerindeki psikolojik etkisinin çok büyük olmasından dolayı, çocukların da psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğu, daha iyi anlaşılması için üzerinde birçok çalışmanın yapılması gerektiği bir bozukluktur. Cinsel istismara maruz kalan çocuklar, travma, depresyon gibi psikolojik sorunlar yaşamakta ve bunun yanında suçluluk, utanç gibi duygular hissetmektedir, fakat iyileşmeleri de mümkündür. Pedofiliye yapılan müdahaleler, pedofil bireyin cinsel yönelimini değiştirmemekle birlikte, farmakolojik ve davranışsal tedavilerin pedofiller tarafından yapılan istismarların tekrarlanmasını önlediği görülmektedir. Fakat, bilinmelidir ki, pedofil bireyin kendisi tedavi olmak istemediği sürece, bu bozukluğa yönelik hiçbir tedavi etkili olamamaktadır.

 

Alanko, K., Salo, B., Mokros, A., & Santtila, P. (2013). Evidence for heritability of adult men’s sexual interest in youth under age 16 from a population‐based extended twin design. The Journal of Sexual Medicine, 10(4), 1090–1099. doi:10.1111/jsm.12067 Alnemari, A. M., Mansour, T. R., Buehler, M., & Gaudin, D. (2016). Neural basis of pedophilia: Altered sexual preference following traumatic brain injury. International Journal of Surgery Case Reports, 25, 221–224. doi:10.1016/j.ijscr.2016.06.035 American Psychiatric Association. (2013). Pedophilic disorder. Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). https://doi.org/10.1176/appi. books.9780890425596 Hall, R. C. W., & Hall, R. C. W. (2007). A Profile of Pedophilia: Definition, Characteristics of Offenders, Recidivism, Treatment Outcomes, and Forensic Issues. Mayo Clinic Proceedings, 82(4), 457–471. doi:10.4065/82.4.457 Murray, J. B. (2010). Psychological profile of pedophiles and child molesters. The Journal of Psychology, 134, 211-224. https://doi. org/10.1080/00223980009600863 Poeppl, T. B., Nitschke, J., Santtila, P., Schecklmann, M., Langguth, B., Greenlee, M. W., Osterheider, M., & Mokros, A. (2013). Association between brain structure and phenotypic characteristics in pedophilia. Journal of Psychiatric Research, 47(5), 678–685. doi:10.1016/j. jpsychires.2013.01.003 Walter, M., Witzel, J., Wiebking, C., Gubka, U., Rotte, M., Schiltz, K., Bermpohl, F., Tempelmann, C., Bogerts, B., Heinze, H. J., & Northoff, G. (2007). Pedophilia is linked to reduced activation in hypothalamus and lateral prefrontal cortex during visual erotic stimulation. Biological Psychiatry, 62(6), 698–701. doi:10.1016/j. biopsych.2006.10.018